Merhaba, bu hafta arkeolojide coğrafi veri toplama noktasında, uzaktan algılama çözümleri ile, kültürel mirasa ait kayıp kalıntıların tespiti ve tehlikeli alanlarda belgeleme yöntemlerinin nasıl yapıldığına göz atacağız.

Uzaktan algılamanın en yaygın ve düşük maliyetli uygulama şekillerinden birisi hava fotoğrafçılığıdır. LIDAR gibi farklı disiplinler de uzaktan algılama ile arkeolojide yeni keşifler ve farklı belgeleme yöntemleri sunmaktadır. Bu teknolojiler ile yapılan çalışmalardan birisi de arkeoloji bilim dalıdır. İHA kullanılarak yapılan uzaktan algılama faaliyetleri, arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalarında belgelemeyi kolaylaştırıp yeni bir bakış açısı getirdiği için son yıllarda yaygın halde kullanılmaya başlamıştır.
Projelerde günlük yapılan çalışmaların belgelenmesi dışında, drone ve dikey kalkış-iniş yapabilen Trinity F90+ gibi VTOL insansız hava araçlarına monte edilen yüksek çözünürlüklü sensörler ile antik bir kentte veya arkeolojik yerleşim alanlarında, kayıp olan yapıların duvarlarını, şehrin sınırlarını, vadi ve kanyonlarda yer alan tarihöncesi dönemlere ait mağara ve kaya sığınaklarının tespitine yönelik çalışmalar dışında, erişilmesi zor alanlarda 3-boyutlu dijital ikizlerinin oluşturulması, tehlike arz eden alanlarda, ulaşımda zorluk yaşanacak arazilerde, kazaların yaşanmaması ve zamandan tasarruf edip sağlıklı veri elde etmek için kullanılması gereken kaçınılmaz bir teknolojidir.
Şimdi birlikte arkeolojide uzaktan algılama uygulamalarından kırsalda, vadi içinde, su altında ve havadan LIDAR örneklerine bakalım.



Aizanoi Antik Kentinde Zeus Tapınağının içinde bulunduğu, temenos kutsal alanının duvarları 2’nolu görselde işaretli alanlarda gözlenmektedir. Bu gibi kayıp yapıların bulunması için güneş açısı, toprak nemlilik durumuna göre kamera açıları değişiklik gösterebilir. Kayıp bir duvar ya da herhangi bir mimari öğe tespit edilmek isteniyorsa yılın belirli aylarında, özellikle bitki örtüsü değişimlerinde, bahar geçişlerinde görüntü alınarak karşılaştırılmalıdır. Tarım arazisi olan bir alanda biçme işlemi yapılmadan önce özellikle 2-8 haftalık olgunlaşma evresinde, geçmiş dönemlere ait çukur vb. boşlukların olduğu geçirimsiz tortuların üzerindeki sığ topraklarda bitki örtüsünün olgunlaşması daha erken gerçekleşir. Bu gibi yapıların tespiti, toprak tonlarının farklılığı gibi anahtar özellikler üzerinden gerçekleştirilmiştir. 1 ve 2 nolu görseller Phase One markasının geliştirdiği Capture One programı ile dengelenmiştir.


Mersin / Erdemli, Doğusandal Vadisinde yapılan tarihöncesi çağların araştırmasında mağara ve kaya oyuklarının insansız hava araçlarıyla tespitinin yanı sıra PIX4Dmapper programı kullanılıp, fotogrametrik yöntemlerle dijital ikizlerinin oluşturulması ile belgeleme ve birleştirme çalışmaları yapılmıştır. Vadi ve kanyon yamaçlarında İHA’ lar ile yapılacak yeni mağara tespit etme çalışmalarında, dikkat edilmesi gereken hususların başında, bitki rengi ve ağaç uzunlukları gelmektedir. Vadi yamaçları genellikle kayalıklı yapıya sahip oldukları için bitki örtüsü bodur ve renkleri soluktur, mağara ağızları alüvyonlu zemine sahip oldukları için bitki örtüsü üzerinde renk tonlarında canlılık vardır. Renk farklılıkları İHA’ lara takılabilen MicaSense RedEdge-P gibi multispectral kameralardan alınan verilerin renk tonları incelenerek tespit edilmektedir. Bu noktalar ise bizlere mağara olabilme ipucunu vermektedir.

Bazilika kalıntısı, Askania olarak anılan İznik Gölü’nün kıyısında havadan fotoğraflama çalışmaları sırasında tesadüfen tespit edilmiştir. Bu keşif su altı arkeolojisi alanında Dünya’da son yıllardaki en önemli keşiflerden birisi olmuştur. Bazilika, kıyıdan yaklaşık 50 m açıkta, 2-3 m derinlikte ve su altında bulunmaktadır. Yapı, yaklaşık 41 m uzunluğa, 18,5 m genişliğe sahiptir. Keşfedilen bu yapı ile göl altında başka kalıntılarında olabileceğini düşündürüp kıyı şeridinde olan antik dönem yerleşimlerinin araştırılmasında, farklı bakış açısı sunarak bilim insanlarına ön ayak olmuştur.
LIDAR

Son yıllarda hızla artış gösteren CBS gereksinimlerini karşılamak için çeşitli uzaktan algılama sistemleri geliştirilmiştir. Bunlardan birisi de LIDAR teknolojisidir. Hızla yayılan bu teknoloji Drone ve VTOL’e monte edilen LIDAR sensörleri geliştirilerek ormanlar, şehir merkezleri, enerji nakil hatları, ölçümlerin güçlükle yapılacağı bölgeler ile arkeolojik yerleşimlerin tespitinde yeni çözümler sunulmaktadır. LIDAR verileri arkeologların bitki örtüsü altındaki öğelerin incelenmesinde ve topoğrafyayı anlamasında kullanılan, önemli bir uzaktan algılama yöntemidir. Bitki örtüsünün zayıf olduğu arkeolojik sit alanlarında genellikle toprağın altında gömülü olan nesnelerin izleri yüzeyde de gözükmektedir. Bitki örtüsünün ve ormanlık alanların yoğun olduğu yerlerde LIDAR tarama olmadan tespit yapılması neredeyse imkansızdır. Arkeologlar uzun yıllar boyunca, kazı alanlarının haritasını elle çıkarmakla uğraşmışlardır, şimdiyse LIDAR teknolojisi ile kısa bir sürede yeryüzünün detaylı üç boyutlu haritasını ve bitki örtüsü altındaki kalıntıları tespit etmektedirler. Yapılan örnek çalışmalardan biri Meksika’da yer alan Maya’lara ait Aguada Fénix Şehrinin keşfidir.

Alınan görüntüler ve toplanan nokta verileri, uzaktan algılama ile arkeolojide yeni keşifler yaparak, belirlenen öğelerin yorumlayıp, araştırma yapan kişilere kolaylık sağladıktan sonra farklı bakış açıları sunmaktadır. Ele geçen sonuçlar ile değişimin izlenmesi, eski yöntemlerle karşılaştırıldığında daha hızlı, mali açıdan daha düşük bütçelerin harcanmasına imkân sağlamakta ve ayrıca uzaktan algılama ile arkeolojik yerleşimlere, bütüncül olarak inceleme fırsatı sunmaktadır.
Çağrı SARIKAYA













