Merhaba, bu hafta Türkiye’nin deprem gerçeğini ve değişen nokta konumları konusunu inceleyeceğiz.
Hepimizin bildiği gibi ülkemiz dünyanın en aktif deprem bölgelerinden birisi olan Alp-Himalaya kuşağı üzerindedir. Doğuda Arabistan ve Avrasya levhaları çarpışır, batıda ise Afrika levhası Ege Denizi altına dalar. Bu hareketler sonucu batıya hareket eden Anadolu’da tektonik deformasyonlar ve bunların neden olduğu depremler meydana gelir. İstatistiksel olarak her yıl moment büyüklüğü (Mw) 6.0’ın üzerinde ortalama 1 deprem, 5.0 ile 6.0 arasında 25 deprem, 4.0 ile 5.0 arasında ise 200 depreme maruz kalmaktayız. Bir başka ifadeyle, yaşadığımız her gün 3.0, her hafta ise 4.0 üzerinde bir deprem yaşamaktayız.
Doğuda Karlıova ile batıda Ege Denizi arasında dünyanın en aktif ve en önemli kırık hatları arasında yer alan Kuzey Anadolu Fay Zonu doğu-batı doğrultusunda coğrafyamızda bir yay gibi uzanır. Birçok alt segmente bölünen bu yayın uzunluğu yaklaşık 1400 km’dir. Kuzey Anadolu Fayı ile eşlenik bir yapıda olan ve Anadolu mikro levhasının güneydeki Arabistan levhası ile sınırını oluşturan bir diğer önemli yapı da Doğu Anadolu Fay (DAF) Zonudur.
Böylesine aktif tektonik bir yapı üzerinde bulunan ülkemizde bu yıl içerisinde yaşanılan deprem fırtınası ise tam bir afet sayılabilir. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, 6 Şubat 2023’de Kahramanmaraş’ta meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüklerindeki depremlerden sonra 6 Şubat ile 6 Mayıs tarihleri arasındaki üç aylık dönemde bölgede büyüklükleri 6.6’ya ulaşan 33.591 deprem meydana gelmiştir. Depremlerde sırasıyla yaklaşık 300 km ile 130 km uzunluğunda yüzey kırığı ile 6.5 m.’yi bulan yer değiştirmeler meydana gelmiştir.

Deprem Tehlike Haritası
MTA Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan diri fay haritasına göre 5.5 üzerinde deprem üretebilecek 500’e yakın fay mevcuttur. Türkiye Deprem Tehlike Haritasında kırmızı renkli bölgelerin çokluğu bile bize bu konuda ne denli farkındalığa sahip olmamız gerektiğini gösterir. Yer yüzeyinde bir izi bulunmayan ve henüz tespit edilememiş örtülü fayların da olabileceği gerçeğinden hareketle her yerde dikkatli hareket etmemiz ve depreme dirençli kentler inşa etmemiz zorunludur.
Böyle bir gerçekliğe sahip olarak, başta hız ve ivme ölçerler olmak üzere sabit GNSS ve derin kuyu gözlemlerinin de yapıldığı toplam 1145 deprem gözlem istasyonu ile ülkemizin sismik aktivitesi AFAD tarafından 7 gün 24 saat izlenmektedir. Bu ağ Avrupa’nın ikinci büyük gözlem ağıdır. Ayrıca, BÜ Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü de 268 sismik istasyon ile aynı şekilde kesintisiz olarak gözlemlerine devam etmektedir.

Deprem atımlarından ayrı olarak, 90’lı yıllardan itibaren yapılan GNSS ölçüleri ise, tektonik levha hareketleri nedeniyle nokta konumlarında büyüklük ve yönü bölgeden bölgeye değişen, yatay yönde yılda 2-3 cm’e ulaşan ve hız olarak adlandırılan sürekli hareketler olduğunu da bize göstermiştir.

ITRF2014 Datumunda Hızlar

Avrasya Sabit Datumunda Hızlar
Değişen Nokta Konumları
Mekânsal bilginin doğruluğu, güvenirliği, kullanılabilirliği ve geçerliliği, dayandığı jeodezik altyapıya bağlıdır. Jeodezik altyapının yaşatılabilmesi ise, depremler sonrasında referans nokta koordinatlarının güncellenmesine, deprem olmasa bile plaka hareketleri nedeniyle oluşan nokta hızlarının hassas olarak belirlenmesine bağlıdır.

Ekinözü TUSAGA-Aktif İstasyonunda Deprem Atımı
Bu nedenle, tektonik yapıya uygun olarak Türkiye Ulusal Temel GNSS Ağı (TUTGA) ve TUSAGA-Aktif gibi modern jeodezik ağlar hız bilgileriyle birlikte 4 Boyutlu olarak tanımlanmıştır [Kartezyen: X,Y,Z ve zaman(t)]. Yine, Büyük Ölçekli Harita ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği (BÖHHBÜY) kapsamında referans noktası üreten kullanıcıların her nokta için hız bilgisi de üretmeleri gerekmektedir. Kullanıcılar ölçme epoğunda ürettikleri jeodezik nokta koordinatlarını referans epoğuna yani 01 Ocak 2005 tarihine kaydırmak durumundadır.
Özellikle 6 ve daha büyüklükteki depremler sonucunda kadastro doğruluk sınırlarını aşan deformasyon yani yer değiştirmeler meydana gelir. Bu durumda kamu kurumları ve özel sektöre ait referans yani yer kontrol noktaları ile konumlama hizmeti veren referans istasyonlarının üç boyutlu koordinat bilgilerinin yeniden hesaplanması zorunlu hale gelir.
Sonuç olarak, depremler sonrasında referans nokta koordinatlarının güncellenmesi bir gerekliliktir. Çünkü o nokta artık dünya üzerinde yer değiştirmiştir. Ayrıca, plaka hareketleri yani nokta hızları nedeniyle ölçüm yaparak hesapladığımız konum bilgisi sadece bu ölçüm anına aittir. Hız bilgisini kullanarak istenilen epoğa yani bir tarihe kaydırılmalıdır. Mevzuat gereği, Türkiye Ulusal Referans Çerçevesi (TUREF) 2005.0 epoğunda (01 Ocak 2005) tanımlı olduğundan, aynı ortak dilde konuşabilmek adına, ölçümler bu epoğa hesapla taşınmalıdır.
Deprem Gerçeği ve Değişen Nokta Konumları hakkında konuştuğumuz blog yazımızın sonuna geldik. Bir sonraki blog yazımızda görüşmek üzere.
Ayhan CİNGÖZ













